Birinci Dünya Savaşı ve ardından isyan edip düşmanlarla işbirliği yapan Hıristiyan ve Yahudi azınlıklarla ilgili çok az bilgimiz var. Yedi düvele karşı savaş verilmiş, Birinci Dünya Savaşı kaybedildikten sonra işgalciler İzmir ve İstanbul'dan başlayarak Osmanlı topraklarının yarısından fazlasını işgal etmiş ve biz de Anadolu çocukları olarak bu işgal yönetimini benimsemediğimiz için İstiklâl Savaşı'nı başlatmıştık. Bu azınlıklar o dönemde de işgalci güçlerle işbirliği yapmışlardı. O yüzden de çatışmalarda tümüyle yok olmalarını önlemek için Osmanlı yönetimi tehcir yoluyla Ermenileri yok etmeyi değil, varlıklarını korumaya çalıştı. Ermeni oyunlarının 100 yıllık tarihi dikkate alınmadan konuyu değerlendiremeyiz.
Birinci Dünya Savaşı ile İstiklâl Savaşı yıllarında Ermeni halkının tutumu bilinmeden onların başına gelenlerin anlaşılması zor. Osmanlı onları yok etmek isteseydi, bunu son yüzyılın zor şartlarına bırakmaz, daha önceden çözülürdü. Fakat bağısızlık hayalleriyle Batı Avrupa emperyalistlerinin vaatlerine kanan Ermeni komitacılar, yıllardır rahat durmuyor, kiliseleri silahla doldururken yeni nesilleri de kinle besliyorlardı. Ermeniler bu yolda Osmanlı askeriyle girdikleri çatışmayı değerlendirmek yerine, çatışmalarda veya tehcir yolunda kaybolan nüfusu bir soykırım olarak değerlendirmek kastına giriştikleri için, 100 yıla yakın bir zamandır tezgahlanan Ermeni Oyunları ve ile Batı Avrupa işbirliği yeterince anlaşılamıyor. Bu oyunun tezgahına son olarak Amerika Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi de düşmüş oldu.
Bu tasarının Komite Başkanı Yahudi asıllı delegenin çabalarıyla ve Davos intikamını alırcasına, tek oy farkıyla aleyhimizde bir karara yol açması bizi hiç de şaşırtmasın. 19 Batı Avrupa ülkesine 20. olarak ABD de katılmış olsa gerçeği değiştiremezler. Sonuç hiç de sanıldığı gibi sürpriz olmadığı gibi, Türkiye aleyhinde bir gelişmeye de yol açamaz... Çünkü açılımın Ermenistan ayağını tıkadığı gibi, bu karar tasarı Türkiye üstündeki baskıları da son verir. Karabağ konusunda bizim elimizi güçlendirebileceği gibi Irak ve Afganistan'da tıkanır.
Ermeni kini dünyayı yanıltıyor
Hırant Dink'in Ermenilere hitaben yazdığı, damarlarınızdaki Türk düşmanlığını körükleyen pis kanı temizleyen mealindeki cümleleri aslında çok anlamlı. Bu cümleyi yanlış anlayan Yüksek Yargı onu mahkum ederek Ergenekoncuların hedefi haline getirmeseydi, belki bizim vatandaşımız olarak o ve öteki Ermeniler bizim dünyaya anlatamadığımız ve biraz da mesele gerçekten etmediğimiz konuların daha iyi anlaşılmasını sağlarlardı.
Osmanlı Türklerinin çocukları olarak, 20. yüzyıldaki en büyük insanî ve kültürel soykırımı yaşadığımız, topraklarımızın nüfusumuzun üçte ikisini kaybeden bir toplum olduğumuz halde, her bakımdan sırt üstü yatarak bunu ve benzeri önemli meseleleri dert etmemeyi içimize sindiriyoruz. Etrafımız düşmanla çevrili diyen ve milleti kendine râzı eden kuş beyinli yönetimler, iç tehdit paranoyasıyla millete rahat vermediği gibi gerçek tehlikelere de kulak asmamayı ilke edinmişlerdir. Bu arada topraklarımızda gözü olan Rumlarla Ermeniler de her fırsatta Türkiye düşmanlığı yaparak, başka ülkelerin parlamentolarında aleyhimizde karar çıkarmaya ve bizi kazandığımız İstiklâl Savaşı'nın imtiyazlarını yaşamaya değil de kaybettiğimiz Birinci Dünya Savaşı'nın tazminatlarını ödemeye mahkumiyeti devam ettirmek istiyorlar. CHP zihniyetli despotlarla Batılıların haklılığına inanmış monşerler de susuyorlar.
Halbuki, bu ülkenin bağımsızlığı ve Anadolu topraklarındaki egemenliği kolay kazanılmadı. Bunun önemini ve nelere mal olduğunu yeni nesillere ve dost-düşman bütün dünyaya iyi anlatmak zorundayız. 10 yıl süren bir dizi savaşın sonunda İstiklâl Savaşı kazanıldı ve düşmanla işbirliği yapan Rum ve Ermeni azınlıkların önemli bir kısmı ya kendilerinin kararıyla, yahut da mübadele yoluyla eski Osmanlı topraklarını terke mecbur kaldılar. Doğdukları ata topraklarını terke mecbur oluşlarının iki önemli sebebi var: Birincisi ihanet, ikincisi de Rumeli'den atılmak istenen Türklerle mübadele mecburiyeti...
Durumu özet olarak da bilmeyen bizim aydınımız gibi dünyanın tavrı tuhaftır.
Bu yolda üç kere Osmanlı askeriyle girdikleri savaşları, önce âsi, sonra Fransız ve Rus orduları üniformasıyla yöneticilerine karşı çıkışlarını dikkate almayan Ermeniler, dünyayı yanıltıyorlar. Bütün bunlardan sonra da bağımsız Ermenistan askeri olarak, Kazım Karabekir komutasında savaşan Osmanlı ordusuna yenildiler ve Kars Anlaşması ile silah bıraktılar. Şimdiki davalar birer oyun...
Devamı için ''Detay''a tıklayınız...
Mustafa Miyasoğlu
1993’te çok kısıtlı imkanlar ve çok dar bir alana yapılan yayınla başladık
serüvenimize.Yola çıkarken niyetimiz,bir müzik kutusu olarak görülen radyoyu
bambaşka bir işleve büründürmekti. Yayınladığımız ilahiler,şarkılar,ezgiler
ve türkülerle,hazırladığımız programlarla, yayın ağımızı günden güne
genişlettik.
Niğde merkezli radyomuz artık internetten de dinlenilebiliyor,ve bugün
itibarıyla, biz şunu söylüyoruz; biz insan kalbini,kültürü ve medeniyeti
önemsiyoruz.Yayınladığımız programlar ve dinlettiğimiz müziklerle kainatın
güzelliklerini bu platformda bir araya getiriyoruz.
Sizlere esenlikler diliyoruz.
YAYIN AKIŞI
Ses ve görüntüleri indirebilmek için üye olunuz...Aykırı linkleri bildiriniz...